Kuru temizlemede kullanılan kimyasalda yeni bulgu: Karaciğer hasarı riski 3 kat yüksek
Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) araştırmacıları, 2017‑2020 yılları arasında ABD’nin NHANES sağlık araştırmasında 20 yaş ve üzeri bireylerden alınan kan örneklerini inceleyerek, kuru temizlemede ve bazı tüketici ürünlerinde bulunan tetrakloroetilen (PCE) kimyasının ciddi karaciğer fibrozisi riskini üç kat artırdığını gösterdi. Araştırmada, kanında ölçülebilir düzeyde PCE bulunanların, ölçülemeyenlere göre üç kat daha yüksek olasılıkla ciddi karaciğer fibrozisi geliştirdiği ortaya kondu. Ayrıca PCE yoğunluğunun her 1 ng/mL artışında riskin 5 kat arttığı tespit edildi; bu ilişki yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken ve eğitim düzeyi gibi değişkenler hesaba katıldıktan sonra da devam etti.
PCE, yağları çözmede etkili renksiz bir sıvıdır ve kuru temizleme, el işi yapıştırıcıları, leke çıkarıcılar ve paslanmaz çelik parlatıcıları gibi ürünlerde bulunur. Kimyasalın başlıca maruz kalma yolu solunmadır; kuru temizleme makinelerinden çıkan kıyafetler zaman içinde küçük miktarlarda PCE’yi havaya bırakabilir. Toprakla karışarak yer altı sularına ulaşması durumunda içme suyunu kirletebilir. Araştırmacılar, yüksek gelirli bireylerin PCE’ye maruz kalma olasılığının daha fazla olduğunu belirledi; ayrıca kuru temizleme tesislerinde çalışanların uzun süreli ve doğrudan maruziyet nedeniyle yüksek risk altında olabileceğine dikkat çekti.
PCE, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından muhtemel kanserojen olarak sınıflandırılmıştır ve ABD Çevre Koruma Ajansı, toksik etkileri nedeniyle kuru temizlemede PCE kullanımını 10 yıllık süreçte aşamalı olarak kaldırmaya başladı. Araştırmanın başyazarı Dr. Brian P. Lee, “Hastalar ‘İçki içmiyorsam ve karaciğer hastalığıyla ilişkilendirilen sağlık sorunlarından hiçbirine sahip değilsem nasıl karaciğer hastalığım olabilir?’ diye soruyor. Cevap PCE’ye maruz kalmak olabilir.” dedi. Bu bulgular, çevresel kimyasalların bilinen risk faktörleri bulunmayan bazı karaciğer hastalıklarında rol oynayabileceğini göstererek sağlık alanında yeni bir perspektif sunuyor.

