Prostat kanserinde erken tanı ve kişiye özel tedavi öne çıkıyor – Sağlık Haberleri
Prostat kanseri erken dönemde çoğunlukla belirti vermez, bu yüzden erken tanı çok önemlidir. Uzman Dr. Haydar Güler, 45–50 yaşları arasında kişisel risk faktörlerinin değerlendirilmesinin kritik olduğunu vurguluyor. PSA (prostataspecific antijen) yüksekliği, iyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve idrar yolu enfeksiyonları gibi durumlarla da ilişkilendirilebileceği için tek başına kanseri işaret etmez. Bu nedenle PSA değerinin yanı sıra hastanın yaşı, prostat hacmi, PSA’nın zaman içindeki değişimi, fizik muayene bulguları ve gerektiğinde multiparametrik prostat MR’sı birlikte değerlendirilmelidir.
Kesin tanı için uygun hastalarda biyopsiye başvurulur. Multiparametrik MR, şüpheli bölgeleri belirleyerek biyopsinin hedefli yapılmasını sağlar ve gereksiz biyopsileri ile klinik açıdan önemsiz kanserlerin tanısını azaltır. MR tek başına %100 kesin sonuç vermediği için PSA yoğunluğu, aile öyküsü ve diğer risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. Tedavi planı, PSA, MR ve biyopsi sonuçları, hastalığın yayılımı, risk grubu, yaş, genel sağlık durumu ve hastanın beklentileriyle şekillenir. Düşük riskli hastalarda “aktif izlem” uygulanabilir; bu yöntem hastalığı tedavi etmeden bırakmak demek değildir. İzlem, PSA, MR, muayene ve gerektiğinde biyopsi ile düzenli olarak yapılır; ilerleme saptanırsa uygun tedaviye geçilir.
Robotik cerrahi, gelişmiş görüntüleme ve hassas hareket sayesinde diseksiyonu iyileştirir, fakat idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kaybı riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Fonksiyonel sonuçlar, hastanın yaşı, ameliyat öncesi durumu, tümör özellikleri, sinir koruması ve cerrahın deneyimiyle belirlenir. Metastatik ve hormon tedavisine rağmen ilerleyen prostat kanserinde yeni nesil hormon ilaçları, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve PSMA‑hedefli radyoligand terapiler seçenekler arasında yer alır. PSMA PET/CT, lenf nodları ve kemiklerdeki küçük metastazları tespit ederek evreyi ve tedavi planını değiştirebilir. Dr. Güler, 45–50 yaşlarındaki erkeklerin risk değerlendirmesine başlamalarını ve aile öyküsü olanların erken yaşta değerlendirmeye başlamalarını önererek, şikâyet beklemek yerine doktorlarıyla erken tanı planı oluşturmanın önemini vurgular.

